Gramı 62,5 Trilyon Dolar Olan Antimadde nedir? Neden Dünyanın En Pahalı Maddesi?

En basit haliyle maddenin zıttı olarak özetlenebilecek antimadde, gramına biçilen 62,5 trilyon dolarlık fiyatıyla dünyanın en değerli maddesi. Peki bu antimaddeyi bu kadar özel yapan şey nedir?

Maddenin ters ikizi olarak bilinen antimaddeyi “dünyanın en pahalı maddesi” yapan şey tamamı ile antimadde üretiminin zorluğundan kaynaklanmakta. Gramına 62,5 trilyon dolar değerinde paha biçilmesi ise antimadde üretme fikrinden başlayıp antimadde üretilene kadar yapılan masrafların (ar-ge, enerji, tesis, uzun dönem beklentisi vs.) toplanıp nasa tarafından değerlendirilmesi sonucunda oluşmuş.

Peki antimaddenin üretimini bu kadar pahalı kılan şeyler nelerdir? Bu soruya cevap bulduktan sonra beynimizdeki “ulan niye 63 veya 61 değil de 62,5 trilyon dolar?” sorusu çözüme kavuşacak.


Antimaddeyi bu kadar pahalı kılan ilk şey; antimaddenin üretimin inanılmaz derecede mikro boyutlarda olması. Bir nesnenin fiyatının o nesnenin doğada bulunma oranıyla doğru orantılı olduğunu kabul edelim ve şu anda görüp dokunabildiğimiz her şeyin evrendeki tüm maddelerin yalnızca %2’si olduğu bilgisini elimizde tutalım. Bahsettiğimiz bu şey (antimadde) evrenin %2’sini oluşturan tüm maddelerin trilyonda birine bile tekabül etmiyor. Bu kadar küçük ölçekteki üretilebilme oranı onu haliyle bu kadar değerli yapıyor.

Antimadde’nin fiyatı nedir?

İkinci olarak antimaddenin üretim sahasının ultra spesifik özellikler gerektirmesi. Antimaddeyi amazon.com’dan sipariş edemiyorsunuz, antimadde üretebilmek için büyük hadron çarpıştırıcısı içeren cern gibi laboratuvarlara ihtiyacınız var. Hadron çarpıştırıcısının maliyeti 7,5 milyar euro.

Göze alınması gereken üçüncü madde ise operasyon güçlüğü. Antimadde, maddeyle çarpıştırılınca daha önce hayal edilemeyecek düzeyde enerji açığa çıkıyor. Antimadde/madde oranı da açığa çıkan bu enerjide belirgin rol oynuyor. Günümüzde karşımıza “madde” olarak çıkan her şey, big bang’de maddi ve antimaddenin farklı oranlarla çarpışması sonucu oluştu. Eğer aynı oranlarda çarpışsalardı evren varolmayacaktı.

Arzu edilen oranlar tutturulduğunda iş yine çözüme varmıyor. Bir protonu ışık hızına yakın bir hıza çıkarabilmek için kilometrelerce uzun çarpıştırıcıya ihtiyaç duyuluyor. Protonlar, elektronlardan 2000 kat daha ağır olmaları ve bu sebeple daha fazla atomaltı parçacık (antiproton dahil) elde etme imkanı sunmalarından dolayı elektronlara tercih ediliyor. Bütün bu imkanlar yaratıldığında tek yapılan şey yine beklemek değil malesef.

Antimadde üretiminde verim çok düşük oluyor. Amerika’daki fermilab’a göre gönderilen her 1 milyon protondan yaklaşık 20 tane antiproton üretiliyor. Bilimadamlarının tahminlerine göre şu anki antimadde üretim hızından beş kat hızlı (fermilab’ın önümüzde 5 sene içindeki hedefi) bir şekilde antimadde üretip depolama fırsatımız olsa dahi, bir miligram antimadde üretmek 200 bin yılın geçmesi gerekiyor. Bu işlemin verimsizliğini antiproton uzmanı Dave Mcginnis abimiz şunları diyerek özetlemiş; “çoğu zaman ortaya çıkan şey ısı, radyasyon ve hayvanat bahçesinden ibaret, bir sürü gereksiz şey.” Animalistler bu söze alınmış mıdır bilmem ama, bu söz olayın zorluğunu gayet güzel bir şekilde ifade ediyor.

Antimaddeyi depolamak, en az onu üretmek kadar zor. Bilimadamları bu maddeyi mutlak sıfıra yakın soğuk kapanlarda muhafaza ediyor. Depolama işlemi bile kendi başına zorlu bir işlem.

Yaklaşık 1,5 saatimi alan, en az 10 makaleyi tarama-analiz etme-harmanlama sonucunda öğrenme fırsatı bulduğum antimadde üretimi öncesi ve sonrasındaki bütün bu olaylar zinciri, bir kilogramının birkaç bin nükleer bombaya eşdeğer olduğu bir varlığın gramına niçin 62,5 trilyon dolar paha biçildiğine ufak da olsa bir ışık tutuyor.

Güneş, sabit değil, galaksimiz içinde müthiş bir hızla ilerleyen bir yıldız!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

seventeen − six =

%d blogcu bunu beğendi: