Avrupa’da Neden Taharet Musluğu Yok?

Yılların “Avrupa’da taharet musluğu yok” geyiğini kültürel kodlardan ziyade daha teknik bir yaklaşımla açıklamaya çalışalım.

taharet musluğu hijyenik bir şey değil mi yoksa?

öncelikle temiz olabilmek için kiri bulunduğu alandan uzaklaştırmamız gerekir. bunun için çeşitli şeyler kullanılıyor ancak bu kullanılan malzemelerin de hem ekonomik hem de sürdürülebilir olması gerekli. bu malzeme de genellikle tuvalet kağıdı oluyor. (fakir ülkelerde yaşayan insanlar mısır koçanı, gazete kağıdı gibi şeyleri kullanıyor.)

peki yolda yürüyorsunuz diyelim ve ayakkabınıza bok bulaştı. ayakkabıyı yıkar mısınız yoksa peçeteyle siler misiniz? yıkarım diyorsanız götü de yıkamanın sadece silmekten daha iyi bir fikir olduğunu düşünebiliriz. hem de tuvalet kağıdına göre daha sürdürülebilirdir.

bazı arkadaşların dediği gibi suda çözünen hijyenik ıslak mendiller de var tabii ki. ekonomik durumunuz bunlara yetiyorsa kullanabilirsiniz. lakin 32’li tuvalet kağıdı bile baya pahalıya satılırken ben bu mendillerin ne kadara satıldığını kullanmadığım için bilmiyorum. ayrıca sürdürülebilirlik kısmında da normal tuvalet kağıdından çok daha geridedirler.

şimdi gelelim taharet kısmına

kiri mekanik olarak temizlemek için tazyikli su gayet iyi bir araçtır. (tabii ki sabun kullanabiliyorsanız daha iyi ama bunu duşta halledersiniz artık.) sadece su ve sonrasında az miktarda tuvalet kağıdı ile yeterli bir temizlik yapılabilir.

Bidetler gerçekten çalışıyor mu?


evde taharet kullanmaya sıcak bakan birçok insan umumi ortamda taharet kullanmaya pek sıcak bakmıyor. bunun nedeni taharet musluğunun kirli olduğunun düşünülmesi. evet taharet musluğunun kendisi kirli olabilir ama içerisinden akan su temiz olarak kabul edilir. (kabul edilir kısmına ileride değinicem.) ancak asıl tehlike götünüzü temizlediğiniz su değil tuvalette dokunduğunuz yerlerdir. kapağı açık klozette sifon çekerseniz odadaki her şeyi kontamine etmiş olursunuz. çünkü su partikülleri pülverize bir şekilde havayla birlikte kapı kolu, tuvalet kağıdı ve diş fırçası gibi eşyalara bulaşır. bu partiküllerin içerisindeki bakteriler de buralarda çoğalır. sifona basmadan önce mutlaka klozet kapağını kapatmayı unutmayın.

mythbusters’ın bu konuyla ilgili bir bölümü bile var


klozetler neden seramikten yapıldığını hiç düşündünüz mü? seramik yapıların üzerleri sır denilen camsı bir yapıyla kaplanarak üretilir. bu camsı yapının yüzey pürüzlülüğü çok azdır ve bundan dolayı bakteriler tutunmakta çok zorluk yaşarlar ve genellikle sadece sifon yapılan suyla bile büyük oranda tuvalet temizlenir. hatta ağır kimyasallar kullanarak tuvalet temizliği yaparsanız bu camsı yapının aşınmasına neden olur altındaki daha pürüzlü ve suya dayanıksız olan yapıyı ortaya çıkarırsınız. bu da koku, bakteri üremesi gibi sonuçlara neden olur. bazı klozet markaları diğerlerine göre daha pahalıdır çünkü bahsettiğim camsı yapının ar-ge’si yapılarak (ya da üzerine başka kaplamalar yapılarak) daha da antibakteriyel bir hale getirilebilir.

peki taharet avrupa’da neden yok?

aslında var ama farklı şekilde. bide (ingilizcesi bidet) dediğimiz başka bir seramik ürün ile bunu yapıyorlar. poponuzu yıkadığınız bir lavabo gibi düşünebilirsiniz.

Bidet

peki neden bizdeki gibi taharet yok?

avrupa’da çoğu şehirde musluk suyu son derece temiz ve içilebilirdir. musluk suyu ve taharet musluğu aynı tesisata bağlıdır. burada en1717 diye bir standart karşımıza çıkıyor. bu standartta klozet tıkanırsa ve taşarsa taharet musluğuna giren su, tüm tesisat suyunu kirletir diyor. bu duruma uygun nasıl ürün tasarlandığı yine aynı standartta veriliyor. bizdeki taharet sistemleri bu standardı karşılamadığından avrupa’ya satılamıyor. peki bu durumda bizdeki su kirlenmiyor mu? aslında mutfakta ya da banyoda fark etmez elimizi yıkadığımız, ağzımızı çalkaladığımız ya da musluktan yemeklere koyduğumuz sular da aynı şekilde kontamine olma riskini taşıyor. klozete de tuvalet kağıdından başka bir şey atıp tıkarsanız siz de buna katkı sağlamış oluyorsunuz.

tabii ki umumi ortamda kullandığınız her şeyin bir riski var. ben de tahareti kullanmayı bunların arasında en azı olarak görüyorum. (örneğin, havayla elinizi kurutan cihazlar çok daha tehlikelidir.) çok isterseniz, portable bidet diye satılan aletlerden alıp taharet musluğunuzu yanınızda taşıyabilirsiniz.

ayrıca şunu da düşünmenizi isterim. otobüste oturduğunuz koltuklara günde kaç kişi oturuyor? iç çamaşırının ve pantolon dikişleri arasındaki boşluklar bakteriler için devasa boşluklardır. yani aslında koltuğa çıplak oturuyormuşuz gibi düşünebilirsiniz 🙂

son olarak bütün konuyu özetleyen bir videoyu da buraya bırakıyorum


imkanınız varsa evinize de akıllı klozetlerden alın derim. çoğunun taharet musluğunu gizleme ve temizleme özelliği de var. kurutma özelliği ile de tuvalet kağıdı kullanmanıza da gerek kalmıyor. ayrıca taharet suyuyla masaj da yapıyor 🙂

Basit Gündelik İşler Yapmayı Bilmeyen Ünlüler! Demek ki zengin olununca tuvalet kullanmayı unutuyormuşuz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

five × one =

%d blogcu bunu beğendi: