Verimli Çalışma: Çalışırken Veriminizi ve Odaklanma Gücünüzü Artıracak 7 Teknik

Hepimiz ara sıra çalışırken odaklanma problemleri yaşıyoruz. Bu durum da zaman kaybetmemize neden olduğu gibi verimimizi ciddi bir şekilde etkiliyor. Peki, nasıl aşacağız bu sorunu? Nasıl verimli çalışma yapabiliriz? Farklı ve etkili tekniklerle elbette! O zaman gelin, bunlardan birkaçına birlikte göz atalım.

1. Dakikaları değil domatesleri sayarak işe başlayın: Pomodoro Tekniği

1. Dakikaları değil domatesleri sayarak işe başlayın: Pomodoro Tekniği

Francesco Cirillo tarafından geliştirilmiş bu zaman yönetimi tekniği; 25 dakikalık çalışma seansları ile 5 dakikalık aralardan oluşuyor. Amaç, bu 25 dakikalık süre boyunca yapılan işe tamamen odaklanıp sonrasında küçük bir mola vermek. Her dört pomodorodan sonra ise 15-30 dakika arasında daha büyük bir mola veriliyor. Bu tekniğin İtalyanca kökenli ismi, Cirillo’nun üniversitedeyken çalışmak için kullandığı domates şeklindeki bir mutfak saatinden geliyor. Verimli çalışma için Sherlock tekniği en önemli tekniklerden. Sırada hafıza sarayı var!

2. Biraz da Sherlock’un izinden gidelim: Hafıza Sarayı

2. Biraz da Sherlock’un izinden gidelim: Hafıza Sarayı

Hafıza Sarayı denir denmez herkesin aklına tek bir ismin geldiğine eminiz: Sherlock Holmes. Diğer adı ‘Loci Metodu’ olan bu teknikte kişi tanıdığı bir mekânı kafasında canlandırıp burayı bir nevi bilgi saklama alanına dönüştürüyor. Tabii bu iş yapılırken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var:

● Öncelikle oldukça iyi bildiğiniz ve kafanızda net olarak hayal edebileceğiniz bir yer seçmelisiniz.

● Saklayacağınız bilgileri ilişkilendirmek için buradaki eşyaların yerlerini bilmek de çok önemli.

● Bu adımları hallettikten sonra geriye yapacak tek bir şey kalıyor: Hayalinizde çizdiğiniz bu mekâna olabildiğince gerçeküstü ve ilginç detay eklemek! Garip ve ilginç bilgilerin hafızamızda daha çok yer etmesi de bunu kanıtlıyor gibi.

3. Çocuğa anlatır gibi anlatın: Feynman Tekniği

3. Çocuğa anlatır gibi anlatın: Feynman Tekniği

Bu tekniğin ana amacı, hedef konuyu basitleştirerek öğrenmeyi kalıcı kılmak. Bunu uygulamak içinse izlemeniz gereken birkaç adım var:

● Öncelikle öğrenmek istediğiniz konuyu belirlemeniz gerekiyor.

● Sonra kâğıda o konu hakkında bildiğiniz şeyleri bir öğretmen edasıyla basit bir dilde not etmelisiniz.

● Bundan sonraki en zor kısım bilmediğiniz noktalar hakkında araştırma yaparak boşlukları doldurmak. Ama tüm bunları tamamladığınızda sıra en eğlenceli noktaya geliyor.

● Son aşamada bilgileri düzenleyip bir hikâye oluşturmak gerekiyor. Oluşturduğunuz metni bir sınıfta ders veriyormuş gibi yüksek sesle okuyabilir, karışık gelen yerleri basitleştirmek için kendinize meydan okuyabilirsiniz. Kilit noktayı unutmayın: Basitlik!

4. Sabah ilk iş o kurbağa yenecek!

4. Sabah ilk iş o kurbağa yenecek!

“Eğer bir kurbağa yemeniz gerekiyorsa, sabah ilk iş bunu halletmeniz en iyisidir. Ama eğer iki kurbağa yemeniz gerekiyorsa, ilk önce büyük olanı yemek en iyisidir.”Verimlilik koçu Brain Tracy, orijinal adıyla ‘Eat That Frog’ olan metodu geliştirirken Mark Twain’in bu sözlerinden ilham almış. Kurbağa, yapmanız gereken ama kaçtığınız önemli ve bir o kadar da tatsız işi temsil ediyor. Bu tekniğe göre de o dip bucak kaçtığınız görevi sabah ilk iş tamamlamanız gerekiyor. Eğer iki kurbağanız varsa işe en büyük (zor) olanıyla başlamanız öneriliyor. Böylece günün kalanında dikkatinizi diğer çalışmalarınıza vermeniz kolaylaşıyor ve motivasyonunuz da daha yüksek oluyor.

5. Önceliklerinizi belirlemek için ideal: Eisenhower Matriksi

5. Önceliklerinizi belirlemek için ideal: Eisenhower Matriksi

Kurbağa tekniği ile bağlantılı bir yöntemle devam ediyoruz. Eisenhower Matriksi, tamamlanması gereken işleri önem ve aciliyete göre sınıflandırıp zaman kazandıran ve stresi dizginleyen bir metot. Genellikle Eat That Frog metodu ile birlikte kullanılan bu tekniğe göre dört sınıflandırma mevcut:

● Önemli ve acil: Hemen halledilmesi gereken işler.

● Önemli ama acil değil: Acil olmayan ama üstünde çalışılması gereken işlerinizin bulunduğu grup. Ana hedef, bu listeye aldığınız şeylerin acil duruma düşmemesi için uğraşmak.

● Önemsiz ama acil: Daha sonra yapabileceğiniz veya başkasına devredebileceğiniz görevler.

● Önemsiz ve acil değil: Listeden silebileceğiniz önemsiz işler.

En zengin şefler ve imza yemekleri! Şeflerin serveti ne kadar?

6. Klasik metotların gücüne güvenin: Aralıklı Tekrar Sistemi

6. Klasik metotların gücüne güvenin: Aralıklı Tekrar Sistemi

Şimdi sıra dil eğitiminden başlayıp çeşitli birçok alanda da kullanılan bir teknikte. Bu metot, öğrenilen bilginin belirli aralıklarla tekrar edilip hatırlanması üzerine kurulu. Ebbinghaus Unutma Eğrisi’ni kullanan sistemde bilgi, beynin onu unutmasına fırsat vermeyecek stratejik aralıklarla tekrar ediliyor. Başlangıçta sık olan bu tekrarlar, bilgi yerleştikçe seyrekleşiyor. Bu süreç söz konusu bilgi akılda belirli bir seviyede kalana kadar devam ettiriliyor. Uzun süreli hafızanın gelişmesi için oldukça etkili olmasının yanı sıra, bu teknik kişiye zaman yönetimini sağlamakta da yardımcı oluyor. Son olarak verimli çalışma olayının en önemli faktörüne bakalım. Öğreterek öğrenme.

7. Biraz rolleri değişelim: Öğreterek öğrenmek

7. Biraz rolleri değişelim: Öğreterek öğrenmek

Listenin sonunda ise klasik ama bir o kadar da etkili bir teknik var: Öğreterek öğrenmek. Bu öğrenme ve öğretme metodu ilk kez Jean-Pol Martin tarafından 1980’lerde geliştirilmiş. Öğrencilerin öğretmen rolüyle sınıf arkadaşlarına ders anlatması ve bu sayede öğrenme deneyiminin iyileştirilmesi amaçlanmış. Teknik, ders çalışmak kadar anlatılacak konuyu basitleştirmeyi ve materyal hazırlamayı da gerektiriyor. Bu da kişiyi konuyu daha iyi anlamak ve anlatabilmek için zaman yönetimi ve hafıza tekniklerini öğrenmeye teşvik ediyor. Tüm bunlar bir araya gelince de ortaya öğretici olduğu kadar eğlenceli bir deneyim çıkmış oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

5 × four =

%d blogcu bunu beğendi: