Asla doymayan, kedi, çöp, cesetle beslenen dünyanın en obur insanı Tarrare!

Sevimli bir kedi gördüğümüz zaman ya da bir bebeği severken hemen hemen hepimiz ‘Ay ne tatlı şeysin, seni yerim ben!’ gibi şeyler söylüyoruz. Tabii ki biz onları gerçek anlamda yemekten bahsetmiyoruz hiçbir zaman. Peki, bunu gerçekten yapan bir adamın var olduğunu söylesek? Gelin, kediden bebeğe kadar bulduğu her şeyi yiyen ve asla doymayan Tarrare’nin hikâyesine yakından bakalım.

İştahı yüzünden evden atıldı.

Asla doymayan, kedi, çöp, cesetle beslenen dünyanın en obur insanı Tarrare!

1972 yılında Fransa’da dünyaya geldiği düşünülen Tarrare, sonsuz bir iştaha sahipti. Bir kişinin bile doymasının zor olduğu dönemde dört kişilik yemek yiyen Tarrare, bu sebeple ailesi tarafından kapı dışarı edilmişti. Evden atılmasının ardından hayatının devamını sağlamak için bir ucube sirkine şovmen olarak katıldı. Tabii herkesin epey de ilgisini çekti. Çenesindeki deformasyon sayesinde ağzını kocaman açabiliyor ve bir sepet dolusu elmayı tek seferde mideye indirebiliyordu. İnsanlar ondan korkup tiksinmelerine rağmen merak duygusunun önüne geçemiyor, şovu izlemek için sıraya giriyorlardı.

Hayat kadınları, sokak serserileri ve sarhoşlardan oluşan izleyici kitlesini tatmin etmek de kolay olmuyordu.

Asla doymayan, kedi, çöp, cesetle beslenen dünyanın en obur insanı Tarrare!

Bu yüzden şovunu daha ilginç hâle getirmek isteyen Tarrare, bir gün önünden geçen kediyi tek lokmada yutuvermişti. Gösterileri giderek daha iğrenç bir hâl alan genç adam; köpekten yılan balığına kadar bulduğu her şeyi canlı canlı yiyor, onların kanını içiyordu. Sonraki yıllarda Tarrare üzerinde inceleme yapan doktorun notlarına göre hayvanlar da onu tanıyor ve onu görünce paniğe kapılıp kaçıyordu.

Akıl sağlığı yerindeydi, sadece açtı.

Asla doymayan, kedi, çöp, cesetle beslenen dünyanın en obur insanı Tarrare!

Asla doymayan, hayvanlardan çöplere kadar bulduğu her şeyi yiyen bu adam; yalnızca 100 kiloydu. Fakat vücudu deforme olmuş durumdaydı. Karın derisi dizlerine kadar sarkıyor, yemek yediğinde karnı davul gibi şişiyordu. Yanaklarından sarkan deriler fil kulağına benziyordu. Çok fazla ter döken adam, lağım gibi kokuyordu. Yaptıklarıyla ve görünümüyle epey garip olan bu adamın akıl sağlığıysa tamamen yerindeydi. Yani Tarrare’nin tek problemi sürekli aç olmasıydı.

Orduya katılmasının ardından doktorların da dikkatini çekti.

Orduya katılmasının ardından doktorların da dikkatini çekti.

Fransa yoğun bir savaş dönemindeyken orduya yazılan Tarrare şov dünyasını bıraktı. Fakat ön saflarda görev alması uygun görülmediğinden geri planda bırakıldı. Ordunun kısıtlı erzakı nedeniyle zorluk çeken Tarrare, iki doktor tarafından ilginç bir vaka olarak görüldü ve incelenmeye başlandı. Onlarca kişinin yemeğini tek seferde yiyebilen ve buna rağmen asla doymayan adamın gizemini çözmek isteyen Dr. Courville ve Dr. Baron Percy, Tarrare’yi bir sürü teste tabi tuttu. Ancak dönemin şartları bu ilginç durumu aydınlatmaya yetmedi.

Midesiyle gizli mesajları taşıyabilen bir ajan.

Midesiyle gizli mesajları taşıyabilen bir ajan.

Bu garip asker sadece doktorların değil, General Alexandre de Beauharnais’nin de dikkatini çekmeyi başardı. Fransa-Prusya savaşında Tarrare’yi gizli yazışmaları taşıyan bir ajan olarak kullanmak isteyen generalin aklına çılgın bir fikir gelmişti. Deney basitti: Tahta bir kutunun içine koyulan mektup Tarrare’ye yutturulacaktı! Yaptıkları deney başarılı olmuştu ve boşaltım yoluyla çıkan notların okunur hâlde olduğu görülmüştü. Taktik işe yarayınca Tarrare; Prusyalı bir köylü kılığına girmiş, notunu yutup yola çıktı. Görevi esir düşmüş Fransız albayına gizli bir mesaj iletmekti.

Çok geçmeden kendini ele verince görev başarısız oldu.

Çok geçmeden kendini ele verince görev başarısız oldu.

Prusya ordusuna sızan asker; garip görüntüsüyle hemen dikkat çekmiş, tek kelime Almanca bilmediği için kendini ele vermişti. Tarrare, işkenceler sonucu görevinden bahsetmek zorunda kaldı. Notu okumak için saatlerce Tarrare’nin tuvaletini yapmasını bekleyen Prusya askerleri için sonuç hüsrandı. Çünkü nottan gerçek bir bilgi çıkmamıştı. General, Tarrare’nin yakalanabileceğini düşünmüş olacak ki yalnızca mesajın ulaşıp ulaşmadığını soran bir not yazmıştı. Zavallı adam, bu olayın ardından ajanlık suçundan idam cezasına çarptırılsa da Prusya generali ona acımış ve ordusuna geri dönmesine izin vermişti.

İştahını kesmek imkânsızdı.

İştahını kesmek imkânsızdı.

Orduya geri dönen Tarrare’nin açlığı her gün daha da artıyordu. Doktor Percy onun iştahını kesebilmek için işe yarayabilecek her yöntemi denemiş fakat başarısız olmuştu. Doymak bilmeyen asker, bir gün morgdaki ölü bedenleri yerken yakalanmıştı. Son olarak 14 aylık bir bebeğin kaybolmasıyla işler iyice çığırından çıktı. Bebeği yiyip yemediği kesin olarak bilinmese de ordudan kovuldu.

Son derece sağlıksız beslenen Tarrare’nin ölüm nedeni ise tüberkülozdu.

Son derece sağlıksız beslenen Tarrare'nin ölüm nedeni ise tüberkülozdu.

Terrare, tüberküloz yüzünden vefat etmişti. Ölüm haberini alan Baron Percy, otopsi için Tarrare’nin yanına gitti. Otopsi sırasında karaciğerinin çok büyük olduğu ve bağırsaklarının tamamen çürüdüğü görüldü. Midesi tüm karnını kaplayacak büyüklükteydi ve ülser yaralarıyla doluydu. Tarrare’nin kötü kokusu öldükten sonra daha da dayanılmaz bir hâl aldığı için doktor otopsiyi yarıda bırakmak zorunda kaldı. Doymak bilmeyen adamın gizemi ise hiçbir zaman çözülemedi.

Milyar dolarlık girişimcilerin başarısızlık hikayeleri! Hep başarılı olmadılar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

nineteen − four =

%d blogcu bunu beğendi: